13 Kasım 2008 Perşembe

...

İran bu ağaçları “İslam’a aykırı” diye kesecek
İRAN’DA yayınlanan İtimat gazetesinin haberine göre Rezvanşahr bölgesinde erkek ve kadın cinsel organına benzetilen 200 yıllık ağaçlar “İslama aykırı” olduğu gerekçesiyle kesiliyor. Hazar denizi kıyısında bulunan kentteki yerel hükümet uygunsuz pozisyonda büyüyen dut ağaçlarının kesilmesi kararını aldı. Ağaçların bulunduğu arazinin sahibi olan Eşkavari isimli adam, “Son dönemde ağaçlara gelip mum yakmaya başladılar kesilmesi en doğrusu olacak” diye konuştu.

22 Ekim 2008 Çarşamba

...


Without you, my life is just made up of the melody,
Would you like to be the lyrics of my life...

19 Ekim 2008 Pazar

...

Bir yol olsam karmakarışık
Çukurlarla dolu, bozuk
Sonunda hiçbir yere çıkmayan
Beni sen seçer miydin?

Kelimeler olsam şiirde
Dizelerini bulamamış
Bir türlü hayatla kafiyeli olamamış
Beni sen yazar mıydın?

Notalar olsam havada uçuşan
Bir ezgi olsam yolunu arayan
Bir beste olsam adı konmamış
Beni sen çalar mıydın?

Peki ya bir hayat olsam
Beni sen yaşar mıydın?

18 Ekim 2008 Cumartesi

One Last Breath-Creed

Please come now I think I'm falling
I'm holding to all I think is safe
It seems I found the road to nowhere
And I'm trying to escape
I yelled back when I heard thunder
But I'm down to one last breath
And with it let me say
Let me say

Hold me now
I'm six feet from the edge and I'm thinking
That maybe six feet
Ain't so far down
...

13 Ekim 2008 Pazartesi

Napolyon'un en aşağılayıcı yenilgisi...

Waterloo hiç kuşkusuz Napolyon'un en ezici yenilgisi olmakla beraber, onun en utanç verici yenilgisi değildi.

1807'de, Fransa, Rusya ve Prusya arasında bir dönüm noktası niteliğindeki Tilsit Barışı'nı imzalayan Napolyon'un keyfi yerindeydi. Bunu kutlamak için imparatorluk sarayının öğleden sonra bir tavşan avı düzenlemisini önerdi.

Bu av, Napolyon'un çok güvendiği kurmay başkanı Alexandre Berthier tarafından organize edildi. Napolyon'u etkilemeye can atan Berthier, İmparatorluk Sarayı'nın konukları meşgul edecek kadar av hayvanına sahip olduğunu göstermek için binlerce tavşan satın aldı.

Parti vakti geldi, av başladı ve av hayvanlarının bekçileri avları saldı. Ama av felaketle sonuçlandı. Berthieer yabani değil, evcil tavşan almıştı; bu tavşanlar da öldürülmekten ziyade besleneceklerini düşündüler.

Tavşanlar canlarını kurtarmak üzere kaçmak yerine, büyük şapkalı ufak tefek bir adama doğru yöneldiler ve onu kendilerine yemek veren bakıcılarıyla karıştırdırlar. Aç tavşanlar saatte 56km'lik azami hızlarıyla Napolyon'a hücum ettiler.

Av partisindekiler onları durdurmak için hiçbir şey yapamıyordu. Napolyon'un açlıktan kırılan hayvanları çıplak elleriyle savuşturmaktan başka bir seçeneği yoktu. Ama tavşanların şiddeti dinmedi ve imparatoru at arabasına kadar püskürttüler; bu sırada Napolyon'un adamları tavşanları kırbaçlıyordu.

Bu fiyaskonun günümüzdeki anlatımlarına göre, Fransa İmparatoru tamamen hırpalanmış bir vaziyette ve utanç içinde arabasına koştu.
-Cahillikler Kitabı-